ADIYAMAN YENİDEN YAZILIYOR
Bazı şehirleri anlatmak için kelimeler yetmez.
Bazı acıları tarif etmek mümkün değildir.
Bazı hikayeler ise sadece dinlenmez; yerinde görülür, hissedilir ve yaşanır.
Adıyaman benim için artık böyle bir şehir.
Güneydoğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu’nun Adıyaman buluşması kapsamında bu kadim şehri gezerken, sadece depremin geride bıraktığı acıları görmedik.
Aynı zamanda bir şehrin yeniden ayağa kalkışına, yeniden hayat buluşuna tanıklık ettik.
6 Şubat depremleri Adıyaman’ı çok ağır yaraladı. Evler yıkıldı, sokaklar değişti, aileler büyük acılar yaşadı. Fakat bugün bu şehrin sokaklarında başka bir hikâye yazılıyor.
Yıkımın yerini yeniden inşa, umutsuzluğun yerini umut alıyor.
DEVLETİN ELİ ADIYAMAN’DA
Adıyaman’da gördüğümüz en önemli gerçeklerden biri, devletin deprem sonrasında vatandaşının yanında olmasıydı.
Devlet tarafından binlerce yeni konut inşa edildi. Şehrin yeniden ayağa kalkması için yalnızca binalar yapılmadı; altyapı çalışmaları da büyük bir hızla sürdürüldü.
Yollar, altyapı sistemleri ve yaşam alanları yeniden düzenlenirken, depremden ağır yara alan bölgelerde insanların yeniden hayata tutunabilmesi için önemli çalışmalar gerçekleştirildi.
Ancak beni en çok etkileyen görüntülerden biri, köylerde gördüğümüz yeniden yapılanma oldu.
Depremde evlerini kaybeden vatandaşlar için yeni köy evleri yapılıyor. Adeta yalnızca evler değil, yeni köyler kuruluyor.
Biz bunları masa başında yazmadık.
Gittik, gördük, yerinde tanıklık ettik.
Devletin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için ortaya koyduğu çabayı vatandaşın gözlerinde gördük.
Vatandaşın söylediği de çok anlamlıydı:
“Devletimizi yanımızda hissettik.”
Bu cümle, belki de Adıyaman’da gördüğümüz tablonun en kısa özeti.
SADECE EVLER DEĞİL, HAYATLAR YENİDEN KURULUYOR
Bir evin yapılması sadece dört duvarın yükselmesi değildir.
O evin içinde yeniden kurulacak bir hayat vardır.
Bir annenin mutfağı vardır.
Bir babanın sofrası vardır.
Çocukların odası, hayalleri ve geleceği vardır.
Bu nedenle Adıyaman’da yükselen her yeni konutun aslında bir ailenin yeniden hayata tutunması anlamına geldiğini düşünüyorum.
Köylerde yapılan yeni evlere baktığınızda da aynı duyguyu hissediyorsunuz.
Toprağından kopmak istemeyen insanlara yeniden yaşam alanları oluşturuluyor.
Köyler yeniden kuruluyor, hayat yeniden başlıyor.
SİYASETİN ÜZERİNDE BİR ŞEHİR
Adıyaman’ın yeniden ayağa kalkışında bir başka önemli unsur da dayanışma.
Siyasetçisi, yöneticisi, bürokratı, esnafı, vatandaşı ve sivil toplum kuruluşlarıyla herkesin önceliği aynı:
Adıyaman’ın yeniden ayağa kalkması.
Deprem herkesi aynı acıda buluşturdu.
Bugün de yeniden yapılanma herkesi aynı umut etrafında birleştiriyor.
Çünkü Adıyaman söz konusu olduğunda siyasi görüşlerin, farklılıkların bir anlamı kalmıyor.
Ortada hepimizin ortak değeri olan bir şehir var.
Adıyaman.
BİZ BU DEĞİŞİMİN TANIKLARIYIZ
Gazeteci olarak yıllardır birçok olaya tanıklık ettim.
Ama Adıyaman’da gördüğüm tablo benim için farklıydı.
Çünkü burada yalnızca bir felaketin izlerini değil, bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesini gördüm.
Yıkılmış binaların yerine yükselen yeni konutları…
Yenilenen altyapıyı…
Yeniden kurulan köyleri…
Yeniden açılan iş yerlerini…
Ve bütün bunların arasında hayata tutunan insanları gördük.
Belki hâlâ eksikler var.
Belki yapılacak daha çok iş var.
Ama Adıyaman’ın en büyük zenginliği bugün umudunu kaybetmemiş insanları.
ADIYAMAN BİZE UMUDU ÖĞRETİYOR
Adıyaman sokaklarında dolaşırken insan ister istemez düşünüyor:
Bir şehir bu kadar büyük bir yıkımdan sonra nasıl yeniden ayağa kalkabilir?
Cevabı aslında çok açık:
Devlet varsa, millet varsa, dayanışma varsa ve umut varsa şehirler yeniden doğar.
Adıyaman bugün bunun en güzel örneklerinden birini ortaya koyuyor.
Binlerce yeni konut…
Yenilenen altyapı…
Yeniden kurulan köyler…
Ve yeniden hayata tutunan insanlar…
Bütün bunlar bize tek bir şey söylüyor:
Adıyaman’ın hikâyesi bitmedi.
Tam tersine…
Adıyaman’ın yeni hikâyesi şimdi başlıyor.
KÜLLERİNDEN DOĞAN BİR ŞEHİR
Belki yıllar sonra Adıyaman’ın bugünlerini anlatanlar, “O yıllarda şehir yeniden kuruluyordu” diyecek.
Biz ise o tarihin içinde bulunmanın ve bu dönüşüme gazeteci olarak tanıklık etmenin gururunu yaşıyoruz.
Adıyaman’dan ayrılırken geride acılarla birlikte çok güçlü bir umut da gördük.
Devletin vatandaşının yanında olduğu…
Vatandaşın da şehrine sahip çıktığı…
Siyasetçisiyle, yöneticisiyle, esnafıyla, vatandaşıyla herkesin elini taşın altına koyduğu bir yeniden doğuş…
İşte bu yüzden Adıyaman’a artık yalnızca depremle anılan bir şehir olarak bakmıyorum.
Ben Adıyaman’da geleceğe yürüyen bir şehir görüyorum.
Yıkımın ardından yeniden kurulan hayatları görüyorum.
Küllerinden doğan bir şehir görüyorum.
Ve gönülden söylüyorum:
ADIYAMAN YENİDEN YAZILIYOR.
Adıyaman yeniden ayağa kalkıyor.
Adıyaman yeniden hayat buluyor.
Adıyaman geleceğe umutla bakıyor.
Biz de bu yeniden doğuşun tanıkları olarak, Adıyaman’ın hikâyesini anlatmaya devam edeceğiz.
Ahmet Oktay
Gazeteci – Köşe Yazarı