“Alkol aldım, ne yaptığımı hatırlamıyorum”
Alkolün Siyaseti: Otokontrol Gidince Gerçek Yüzler mi Çıkıyor?
Siyaset, özünde bir temsil ve ciddiyet sanatıdır.
Bir şehri yönetmeye, halkın iradesine talip olanların üzerine giydiği o ağır hırka; sadece projeleri değil, karakteri, vakarı ve her şartta koruması gereken otokontrolü de temsil eder. Ancak son zamanlarda, özellikle bazı siyasi figürlerin alkol sofralarında büründükleri o "ikinci kimlik", vatandaşın güvenini derinden sarsıyor.
Maskelerin Düştüğü Anlar
Siyasetçiyi kürsüde takım elbisesiyle, ölçülü cümleleriyle ve nazik gülümsemesiyle tanırız. Fakat alkolün o meşhur "muhakeme yeteneğini devre dışı bırakan" etkisi devreye girdiğinde, o nazik maske düşüyor ve yerini hırçın, kontrolsüz, hatta saldırgan bir profil alabiliyor.
Halk arasında bir söz vardır: "Alkol girer, sırlar çıkar." Siyaset dünyasında ise alkol girince sadece sırlar değil, asıl karakterler, bastırılmış kibir ve halka yukarıdan bakan o gizli bakış açısı dışarı taşıyor.
"Kendini Kaybeden" Siyasetçi Profili
Bunun en taze ve üzücü örneklerini maalesef kendi şehrimizde, Mersin’de de müşahede ediyoruz. Bir başkanın, bir yerel yöneticinin alkolün etkisiyle kendini kaybetmesi, çevresine ya da halka karşı uygunsuz tavırlar sergilemesi kabul edilebilir bir durum değildir.
Şehri yöneten bir iradenin, kendi iradesine sahip çıkamaması; Mersin halkının ona verdiği temsil yetkisine bir ihanet değil midir? O koltukta oturan kişi, mesai saati dışında olsa bile o şehrin adını, makamın saygınlığını omuzlarında taşır. "Alkol aldım, ne yaptığımı hatırlamıyorum" demek, bir yönetici için mazeret değil, bir acziyet beyanıdır.