Erdoğan: BM’nin Kıbrıs’taki müdahalesi asla kabul edilemez

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs’ta BM Barış Gücü’yle yaşanan gerilime ilişkin “Asla kabul edilebilir bir durum değildir” dedi. Erdoğan enflasyonla mücadele için ‘sabır ve destek’ istedi.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında saat 16.30’da toplandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı, yaklaşık 3 saat 10 dakika sürdü.

Erdoğan toplantının ardından şunları kaydetti:

“Küresel ölçekte yaşanan ve ülkemizi de etkileyen pek çok zorluğa rağmen Türkiye vizyonumuzdan asla vazgeçmiyoruz. Üç kıtanın merkezinde yer alan ülkemizin tarihi, coğrafi açıdan potansiyelini kullanabilmesini sağladık. Türkiye’nin çok daha büyük ve kapsamlı gücü temsil ettiğini sadece söylemde bırakmıyor, duruşumuz ve eylemlerimizle de ispat ediyoruz. Gerilim ve macera peşinde koşmadan çıkarlarımızı korumanın, dünya barışına katkı sunmanın gayretindeyiz.

Türkiye olarak bölgesel ve küresel krizlerde kimi zaman arabulucu kimi zaman kolaylaştırıcı roller üstleniyoruz. Hep söylediğimiz gibi bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde, petrolünde gözümüz yok. Binlerce yıllık tarihinde sömürgecilik lekesi olmayan bir milletiz.

‘ADADAKİ EMRİ VAKİLERE RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ’

(KKTC’de BM Askerleri ile yaşanan gerilim) Geçen cuma günü Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik alanındaki topraklara yönelik fiziki müdahalesi bizim açımızdan asla kabul edilebilir bir durum değildir.

Pile köyünde yaşayan Kıbrıs Türkü’nün kendi vatan topraklarına ulaşımını engellemek ne hukukidir ne insanidir.

Barış gücü gerek köylülere yönelik fiziki müdahalesi gerekse müdahale sonrası yaptığı talihsiz açıklamalarla tarafsızlığına gölge düşürmüş zaten yaralı olan itibarını daha da zedelemiştir. Uluslararası hukukla bağdaşmayan bu tavırlar sebebiyle bölgede gerilim maalesef yeniden tırmanmıştır. Bu müdahaleyi kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Garantör bir devlet olarak ara bölge başta olmak üzere adadaki emri vakilere ve hukuksuzluklara rıza göstermeyeceğimiz bilinmelidir.

Komşularımızla ilişkilerimizi güçlendirmeye çalıştığımız dönemde yapılan bu müdahaleyi kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Hayata geçirdiğimiz devasa projelerle KKTC’nin uluslararası alanda hak ettiği alanda yerini almasını temin edeceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı KKTC’ye geçen sene kasım ayında Semerkant’ta anayasal ismiyle kucak açtı. KKTC’de temsilcilikler açmaya hazırlanan ülkeler var. AB’nin bu gelişmelerle ilgili yaptığı açıklama çok ama çok talihsiz. Zira açıklamayı yapan komiser halef selef oldukları zat ile irtibata geçerse tavsiye ederim iyi olur. Mücadelemiz KKTC’nin eşit egemenliği ve uluslararası eşit statüsü tüm dünyada temin edilene kadar sürecektir.

‘BARIŞ UMUTLARININ YEŞERMESİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ’

Ülkemizin meşru güvenlik kaygılarıyla derin tarihi ve insani ilişkileri temelinde yürüttüğümüz harekatlarımıza her fırsatta yenilerini ekleyerek sınırlarımızın her karışını güvenli hale getireceğiz. Kuzey Afrika ve Afrika’da ilişkilerimizden rahatsız olanlar var. Afrika coğrafyasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Rusya-Ukrayna savaşının bitmesi için samimi gayret gösteren neredeyse tek devlet Türkiye’dir. Önümüzdeki dönemde tahıl koridorunun tüm tarafların beklentilerini karşılayacak adil şartlarda yeniden açılması, barış umutlarının filizlenmesi için daha çok çaba harcayacağız. Daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz. Türkiye ağustos ayını dünyanın pek çok bölgesini etkileyen yüksek hava sıcaklıklarıyla geçiriyor. Bazı şehirlerimizde 50 dereceyi bulan sıcaklıkların ölçülmesi meselenin vahametini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ülkemizin iklim değişikliğinin sebebi olarak gösterilen insan ürünü sorunlarda neredeyse hiçbir payı yoktur. İklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde atılan uluslararası adımların tamamında yer aldık. Paris İklim Anlaşması’na katkıyı veren ülkelerden biriyiz.

‘EKONOMİK SORUNLARI AŞACAK İRADEMİZ MEVCUTTUR’

Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır. Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır. Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı’ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pek çok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir. Fırsatçılara karşı otomotiv piyasasındaki denetimler meyvesini çok açık vermektedir.

‘SABIR VE DESTEK BEKLİYORUZ’

Milletimizin malına ve lokmasına kast eden açgözlülere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bugünkü toplantımızda diğer hususlar yanında bu konuda atılabilecek ilave adımları da değerlendirdik. Deprem yaralarını sarmak için artırdığımız vergiler, memurlarımıza, asgari ücretlerine, emeklilerimize yaptığımız artışın enflasyon üzerindeki baskısı zamanla azalacaktır. Dengesizliği azaltacak ilave önlemleri aşama aşama devreye alacağız. Ekonomide birinci önceliğimiz tüm vatandaşlarımızın refahını mümkün olan üst seviyeye çıkarmaktır. Kriz ikliminin ülkemize olan etkilerini ciddi ölçüde kontrol altına aldık. Milletimizin alım gücünün artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Enflasyonu vatandaşımızın günlük hayatından çıkaracağız. Tüm vatandaşlarımızdan biraz daha sabırlı olmalarını, attığımız ve atacağımız adımlara destek vermesini bekliyoruz. Dillendirilen her serzenişi duyuyoruz. Aynı şekilde bizim Türkiye’de bu sıkıntıları çözebilecek tek siyasi yönetim olduğunu biliyoruz.

‘KARANLIK ODAKLARA RAĞMEN YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ’

İnşallah önümüzdeki yıllarda bugünkü sıkıntılarımızı da geçmiş zaman hatırası olarak yâd edeceğiz. Ekonomideki olumlu gelişmelerden biri de Merkez Bankası rezervlerimizdeki güçlü artıştır. 11 Ağustos itibariyle 116 milyar doların üzerine çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ekonomimizdeki olumlu gelişmeleri yakından izliyor. Seçim öncesi iftira kampanyaları ile çizilen karanlık tablonun asılsız olduğunu onlar da anlamaya başladı. Aynı şekilde geçen ay Körfez ziyaretimizde imzaladığımız 50 milyar doları anlaşan anlaşmalar ülkemize duyulan güveni göstermiştir. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli yatırımların daha da arttığını hep birlikte göreceğiz. Türkiye’nin geleceğini karartmak isteyen karanlık odaklara rağmen ülkemizi hedeflerine ulaştırmak için yolumuza devam edeceğiz.”