Esnafın Dili, Gönüllerin Köprüsü ve Yanlış Anlaşılan Samimiyet.

Mersin, sadece bir liman kenti değil, aynı zamanda farklı kültürlerin yüzyıllardır huzur içinde harmanlandığı dev bir medeniyet havzasıdır. Bu havzanın en önemli koruyucusu ise Ahilik geleneğinden süzülüp gelen esnaf kültürüdür. Ancak son günlerde Mersin Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı’nın bir açıklaması üzerinden yürütülen tartışmalar, bu samimi kültürün nasıl bir "ayrıştırma" yaftasıyla karşı karşıya kalabileceğini gösterdi. Esnafın dünyasında hitaplar, akademik bir titizlikten ziyade sokağın sıcaklığını taşır. Birine "Silifkeli", "Hataylı" veya "Giritli" demek; o kişiyi ötekileştirmek değil, onu mahallenin, sokağın ve çarşının bilinen bir siması olarak selamlamaktır. Sayın Sarı’nın da belirttiği gibi; "Giritli Cengiz Usta" ifadesiyle "Tarsuslu Kasap" ifadesi arasında, esnafın gözünde samimiyetten başka bir fark yoktur. Başkan Sarı’ya yönelik yöneltilen "ırkçılık" iması, bu şehrin ve bu camianın ruhuna taban tabana zıttır. Hayatını birlik ve beraberliğe adamış, 70 bin esnafın temsilcisi olan bir ismin; insanları kökeniyle ayırması hayatın olağan akışına aykırıdır. Girit, bir milliyetin değil, bir coğrafyanın adıdır. Tıpkı Silifke gibi, tıpkı Anadolu gibi... Girit’ten gelip bu topraklara kök salan her bir vatandaşımız, bu ülkenin öz evladıdır. "Bizler için bu ifadeler; ayrıştırmanın değil, birbirimize hitabın, sevginin ve samimiyetin göstergesidir. Tartışmaların odağındaki asıl mesele, esnafın özgür iradesi ve seçme hakkı üzerindeki demokratik duruştur. Bu duruşu sergilerken kullanılan ifadelerin, niyetten bağımsız olarak bir incinmeye yol açmış olması üzücüdür. Ancak Başkan Sarı’nın gösterdiği nezaket ve "bir kalp kırıldıysa özür dilerim" diyebilme erdemi, aslında konunun niyet boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Şimdi bize düşen, bu tartışmayı sağduyu ile kapatmaktır. 69 odayı ve aileleriyle birlikte 600 bin kişiyi kucaklayan bir birliğin çatısı altında ırkçılığın nefes alması mümkün değildir. Mersin’in ihtiyacı olan şey kutuplaşma değil, helalleşme ve hizmettir. Sonuç olarak; esnafın diliyle konuşmak gönül kırmak için değil, gönül köprüleri kurmak içindir. Bu samimiyetin gölgelenmesine izin vermeden, ortak paydamız olan vatandaşlık hukukunda buluşmaya devam etmeliyiz. Sağlıkla kalın... Takip habera ajansı Ahmet Oktay
Benzer Videolar