Hukukçu Figen Çalıkuşu: Süleyman Soylu iltisak kılıcının ucunda

Son Güncelleme 6 Ocak 2023, 21:55

Hukukçu Figen Çalıkuşu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘na açılan terör soruşturması ve soruşturmanın nedeni olan “terör örgütü ile irtibatlı/iltisaklı” kavramını ele alan yazısında, ” Süleyman Soylu iltisak kılıcının ucunda” dedi.

Karar gazetesi yazarı Çalıkuşu son köşe yazısında “hukukta yeri olmayan” diyerek tarif ettiği “iltisak kılıcı” nı kaleme aldı. İmamoğlu hakkında açılan terör soruşturmasına konu edilen “iltisak”ın, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı‘ nın FETÖ firarisi abisi ile birlikte kendisine ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘ya döndüğünü vurgulayan Çalıkuşu, Soylu ve Çataklı için “insanların hayatına çökmek adına hayatımıza yerleştirdikleri, hukukta yeri olmayan iltisak kılıcının tam menzilinde” ifadelerini kullandı.

İBB’ de var olduğu öne sürülen terör örgütü ile iltisaklı kişilerin görevden alınması konusunda sorumlu kişinin Bakan Soylu olduğunu belirten Çalıkuşu, İBB’de olduğu pek çok soruşturmada kalkan olarak kullanılan “iltisak” kavramının bir bumerang gibi Soylu ve yardımcısı Çataklı’ya döndüğünü vurguladı. “İltisak” kelimesini “hukuk dışı” olarak nitelendiren Çalıkuşu, “KHK’lara yerleştirenler, herkesle birlikte kendilerini de tehlikeye attıklarını fark edemiyorlar” dedi.

Çalıkuşu’nın yazısının devamı ise şu şekilde:

“İltisak, şimdi bumerang oldu, dönüp atanı vurdu.

Sadece İBB ve Ekrem İmamoğlu’nu avlamaya çalışırken dönse iyi… Bir de Süleyman Soylu’nun bakan yardımcısı İsmail Çataklı üzerinden bumerang oldu geldi iltisak…

İsmail Çataklı, insanların hayatına çökmek adına hayatımıza yerleştirdikleri, hukukta yeri olmayan iltisak kılıcının tam menzilinde…

Peki İsmail Çataklı kimin yardımcısı? İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun…

İçişleri Bakanının da iltisaklı kişileri ihraç etme görevi var. Etmiş mi? Hayır…

Süleyman Soylu, yaptıkları yasalara ve idare mahkemelerinin vermekte oldukları kararlara göre iltisaklı sayılabilecek Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ile çalışmaya devam ediyor mu? Evet… Sosyal çevre mi? E vallahi fazlası ile var…

Süleyman Soylu da insanların hayatına çökmek adına hayatımıza yerleştirdikleri, hukukta yeri olmayan iltisak kılıcının ucunda.”

İşte Çalıkuşu’nun köşe yazısının tamamı;

Ekrem İmamoğlu’nun çok haklı olarak dediği gibi “pandoranın kutusu”artık açıldı.

Açan da Süleyman Soylu’nun kendisi oldu. Nasıl mı? Kendi yaptıkları yasaları unutarak…

İBB’de çalışan terör örgütü ile irtibatlı/iltisaklı kişileri görevden almakla yükümlü kişinin Ekrem İmamoğlu olduğunu iddia eden Süleyman Soylu fena halde yanıldı.

İBB’ye soruşturma haberi ilk duyulduğunda Halk Tv’de anlatmıştım. OHAL döneminde kendi yaptıkları yasalara göre İBB’de çalışan terör örgütü ile irtibatlı/ iltisaklı kişiler var ise görevden almakla görevli ve sorumlu kişi İçişleri Bakanı sıfatı ile Süleyman Soylu’dur.

İltisak, şimdi bumerang oldu, dönüp atanı vurdu.

Sadece İBB ve Ekrem İmamoğlu’nu avlamaya çalışırken dönse iyi… Bir de Süleyman Soylu’nun bakan yardımcısı İsmail Çataklı üzerinden bumerang oldu geldi iltisak…

Hukuk literatüründe yeri yurdu olmayan, 15 Temmuz sonrası imal edilmiş olan “iltisak” kavramı, 23 Temmuz 2016’da meşhur OHAL KHK’larından 667 sayılı KHK ile hayatımıza girdi.

Ne diyordu 667 sayılı KHK:
“….meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba ‘üyelik’ veya ‘mensubiyet’ şeklinde olması zorunlu olmayıp ‘iltisak’ ya da ‘irtibat’ şeklinde olması da yeterlidir.”

Çok yazdım, dedim ki bu hukuk dışı “iltisak” kelimesini KHK’lara yerleştirenler, herkesle birlikte kendilerini de tehlikeye attıklarını fark edemiyorlar…

“İltisak”ın nasıl keskin bir kılıç olduğunu ve de ne canlar yakacağını da ilk kez 4 Ağustos 2016 tarihinde gördüm… Anayasa Mahkemesi bu tarihte 667 sayılı KHK’ya göre iki üyesini ihraç etti.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararında “iltisak” kabulünü ve değerlendirmesini şaşırarak okuyup gördük:

Anılan yapı ile bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca (yetkili merciin) “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür.
Bu kanaate varılabilmesi için belli bir tür delile dayanma zorunluluğu öngörülmemiştir.
Bu kanaatin hangi hususlara dayanılarak oluşacağı Genel Kurulun salt çoğunluğunun takdirine bırakılmıştır.
Sonuçta, Anayasa Mahkemesi, hukukun temel prensipleriyle taban tabana zıt bu korkunç kabullerine dayanarak, “sosyal çevre bilgisi” ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin zaman içinde oluşan “ortak kanaatlerine” göre ihracı istenen iki üye hakkında “anılan yapı ile meslekte kalmalarıyla bağdaşmayacak nitelikte bağlarının olduğu değerlendirilmiştir” kararını verdi.

“Sosyal çevre” ve “kanaat”… Bu kadar… Kanıt aranmıyor.

Buna göre her kurum da “sosyal çevre” ve “kanaate” göre çalışanlarını
ihraç etti. On binlerce insanın masumiyet hakkı tek bir karar ile yok edildi. Şimdi bu korkunç kararın menziline iktidardakiler de giriyor.

İsmail Çataklı, İçişleri Bakan Yardımcısı… Kardeşi kimmiş; Osman Çataklı… Basında yer alan ve İsmail Çataklı’nın da kısmen kabulü taşıyan beyanlarına göre FETÖ ile iltisaklı listelerde adı varmış, Mali’de bulunan FETÖ okullarının kurucusu imiş.

Sosyal çevre var mı? Ötesi de var… Kardeşler…

İsmail Çataklı, insanların hayatına çökmek adına hayatımıza yerleştirdikleri, hukukta yeri olmayan iltisak kılıcının tam menzilinde…

Peki İsmail Çataklı kimin yardımcısı? İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun…

İçişleri Bakanının da iltisaklı kişileri ihraç etme görevi var. Etmiş mi? Hayır…

Süleyman Soylu, yaptıkları yasalara ve idare mahkemelerinin vermekte oldukları kararlara göre iltisaklı sayılabilecek Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ile çalışmaya devam ediyor mu? Evet… Sosyal çevre mi? E vallahi fazlası ile var…

Süleyman Soylu da insanların hayatına çökmek adına hayatımıza yerleştirdikleri, hukukta yeri olmayan iltisak kılıcının ucunda.

On binlerce insanı acımasızca biçti bu iltisak kılıcı. Ne beraat kararı tanıdı ne takipsizlik kararı…

Bank Asya’dan maaş aldıkları için terör örgütü üyesi sayılıp on yıl altı ay ceza alan insanlar biliyorum. Hala cezaevindeler.

Telefonunda bir bayram mesajı olduğu için iltisaklı sayılarak ihraç edilenler var…

Beraat kararı olan ve hakkında çalıştığı kurumun soruşturma raporu bile olmayan ama iltisaklı sayılanlar var.

Hepsinden geçtim; haksız hukuksuz iltisak uydurmasına dayanamayıp canına kıyanlar var…

İnsanların hayatını mahveden o iltisak, şimdi bumerang olup geri dönüyor…

Kendi yarattıkları canavar yavaşça başını onlara çeviriyor…”