Mersin Siyasetinde “Düğme” Sesleri: Tesadüf mü, Operasyon mu?

​Son günlerde Mersin’de yerel siyasetin nabzı sadece belediye meclis salonlarında değil, adliye koridorlarında, emniyet binalarında ve hatta sokak aralarındaki arbedelerde atıyor. Ardı ardına gelen olaylara bakınca insan sormadan edemiyor: Mersin’de CHP’li belediyelere yönelik bir “düğmeye” mi basıldı, yoksa taşlar yerinden mi oynuyor? ​Bir Haftada Neler Oldu? ​Eğer bir senarist bu olayları bir diziye dönüştürseydi, "bu kadar da tesadüf olmaz" derdik. Ancak Mersin gerçeği şu: ​Büyükşehir’de "Özel Kalem" Kriz: Mersin Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü’nün yolsuzluk iddiasıyla tutuklanması, belediye koridorlarında şok etkisi yarattı. Davet yemeğinde  Başkana Darbe: Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in darp edilmesi, siyasetin nezaket sınırlarını aşıp fiziki saldırı boyutuna ulaştığını gösterdi. ​İddialar ve "Hayalet" Suç Duyuruları: Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’i hedef alan açıklamalar ise tam bir "trajikomik" vakaya dönüştü. ​Adliye Önündeki "Tiyatro" ve Acı Gerçekler ​Gündeme bomba gibi düşen iddiaların sahibi, sözde bir meclis üyesinin kardeşi olan İrfan Doğan’ın sosyal medya üzerinden savurduğu tehditlerdi. Basın mensupları adliye önünde bir "suç duyurusu" beklerken, karşılarına çıkan manzara siyasetin ne kadar karmaşıklaştığının kanıtıydı.​ Suç duyurusu gerçekleşmedi, basın açıklaması havada kaldı. Ama asıl dikkat çekici olan, adliye önünde bekleyenlerin sadece gazeteciler olmamasıydı. İddia sahibi İrfan Doğan’ın ağabeyinin kuyumculuk üzerinden vatandaşı mağdur edip ortadan kaybolduğu iddiası, adliye önünü bir "mağdurlar kürsüsüne" çevirdi. Kendi evinin önünü süpürmeden başkasının bahçesine çamur atmaya çalışanların bu girişimi, Mersin kamuoyunda büyük bir soru işareti bıraktı. ​Kumpas mı, Deformasyon mu? ​Vahap Seçer ve Abdullah Özyiğit gibi isimlerin hedef alınması, yaklaşan siyasi süreçlerin bir ön hazırlığı mı? Mersin’de CHP’li belediyeler üzerinde bir "algı operasyonu" yürütüldüğü aşikâr. Özellikle mağdur vatandaşların adliye önüne gelmesiyle deşifre olan "kuyumcu skandalı"nın gölgesinde yapılan bu siyasi çıkışlar, iddiaların inandırıcılığını daha başlamadan bitirdi. ​Ancak şu bir gerçek: Mersin halkı hizmet beklerken, şehir bir kaosun içine çekilmeye çalışılıyor. Eğer bir kumpas kuruluyorsa, bu kumpasın ayakları yere basmıyor; ancak siyaseti bu kadar kirletmek en çok bu kente zarar veriyor. Mersin’de kimin "düğmeye bastığı" elbet ortaya çıkar. Fakat unutulmamalıdır ki; başkasına kuyu kazarken kendi açtığı mağduriyet kuyusuna düşenlerin feryadı, halk nezdinde karşılık bulmaz. Başkanlar üzerindeki bu baskı ve iddia fırtınası, Mersin’in gerçek gündemini örtmeye yetmeyecektir.
Benzer Videolar