​Mersin siyasetinde sular durulmuyor.

Kentin ulaşım geleceğini kökten değiştirmesi beklenen Metro Projesi, bugünlerde yerel yönetim ile merkezi hükümet temsilcileri arasında tam bir "hesaplaşma" konusuna dönüştü. Son olarak AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, düzenlediği basın toplantısında konuyu doğrudan hedef alarak; "Vahap Seçer metro dedi  ama sözünü yerine getiremedi" çıkışında bulundu. ​Peki, gerçek gerçekten bu kadar basit mi? Bir belediye başkanı sadece "istediği için" mi sözünü tutamadı, yoksa önüne aşılması imkansız bürokratik setler mi çekildi? ​Gelin, madalyonun diğer yüzüne bakalım. Evet, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer bu kente bir metro sözü verdi. İhalesini yaptı, finansmanını uluslararası kuruluşlardan temin etti ve hatta temelini atarak işe koyuldu. Ancak belediyenin bu dev yatırımı hayata geçirebilmesi için aşması gereken son bir kapı vardı: Ulaştırma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı onayı. ​İşte Mersin’in ulaşım vizyonu tam da bu kapıda, Ankara’nın sessiz koridorlarında düğümlendi. Dış kredi kullanımı için gereken o kritik imza aylarca, hatta yıllarca atılmadı. Günler geçtikçe artan döviz kurları ve katlanan inşaat maliyetleri, onay sürecinin uzatılmasıyla projeyi ekonomik bir çıkmaza sürükledi. Sonuç? Mersin halkının merakla beklediği metro, maalesef bir "hayal" olarak rafa kaldırıldı. ​Sayın Aldemir’in "Sözünü tutamadı" eleştirisi siyaseten bir karşılık bulabilir; ancak Mersin kamuoyu şu soruyu sormaktan geri durmuyor: Kendi öz kaynakları ve bulduğu kredilerle bu işi yapmaya hazır olan bir kentin önü neden açılmadı? Eğer o beklenen onaylar zamanında verilmiş olsaydı, bugün duraklarda bekleyen Mersinli hemşehrilerimiz belki de yer altından hızlı ve konforlu bir şekilde işine gidiyor olacaktı. ​Hizmetin partisi, siyaseti olmaz demiştik. Bir kentin en büyük ulaşım projesini engellemek, aslında o kentin geleceğini cezalandırmaktır. Bugün gelinen noktada metro projesinden vazgeçilmesi, sadece yerel yönetimin bir kaybı değil; siyasi çekişmelerin gölgesinde kalan Mersin halkının büyük kaybıdır. ​Mersin, Türkiye’nin en çok vergi veren, ekonomiyi sırtlayan illerinden biri olarak hak ettiği yatırımları "imza engellerine" takılmadan alabilmeliydi. Şimdi belediye alternatif çözümler arayacak, yeni yollar deneyecek; ama Mersin tarihine şu not düşülecek: Halk metro istiyordu, yerel yönetim yola çıktı, ancak merkezi yönetimin onay vermemesi bu rüyayı sonlandırdı. ​Siyasetçiler birbirini eleştirebilir, ancak faturayı her zaman olduğu gibi yine vatandaş ödüyor. Yazık değil mi bu kente?  
Benzer Videolar