GAZETECİLİK Mİ SOSYAL MEDYA TETİKÇİLİĞİ Mİ..?

Gazetecilik zor iştir.
Eline telefon alan sosyal medyada birkaç video paylaşan, belediye başkanına veya siyasetçiye ağır sözler söyleyen herkes gazeteci değildir.
Son yıllarda özellikle seçim dönemlerinde sosyal medyada bir anda ortaya çıkan daha önce adını bile duymadığımız bazı kişiler kendilerini “gazeteci” olarak tanıtıyor.
Adayların, siyasetçilerin ve belediye başkanlarının etrafında dolaşıyor ardından gazetecilik adı altında yayınlar yapıyor.
Burada artık ciddi bir sorunla karşı karşıyayız.
Çünkü eleştiri başka hakaret başka gazetecilik başka siyasi tetikçilik başkadır.
Gazeteci elbette belediye başkanını da eleştirir, milletvekilini de, iktidarı da muhalefeti de…
Ama gazeteci bunu belgeyle, bilgiyle ve araştırmayla yapar.
Kişisel hesaplaşmasını gazetecilik maskesinin arkasına saklamaz.
Bir insanın sosyal medyada binlerce takipçisi olması onu gazeteci yapmaz.
Bir kameranın karşısına geçip yüksek sesle konuşması da gazetecilik değildir.
Gazetecilik araştırmak doğrulamak belgelemek ve kamu yararını gözetmektir.
SEÇİMLER YAKLAŞINCA NEDEN ORTAYA ÇIKIYORLAR?
Asıl dikkat çekici olan ise seçim dönemleri…
Her seçim öncesinde sosyal medyada yeni “gazeteciler” ortaya çıkıyor.
Adayların peşine düşülüyor.
Fotoğraflar çekiliyor.
Canlı yayınlar yapılıyor.
Siyasetçilerle yakın ilişkiler kuruluyor.
Sonra da bütün bunlar gazetecilik faaliyeti gibi sunuluyor.
Peki soruyorum:
Bunların kaçı gerçekten haber?
Kaçı belgeye dayanıyor?
Kaçı araştırılıyor?
Kaçında karşı tarafın görüşü alınıyor..?
Ve en önemlisi.
Gazetecilik ile siyasi propaganda arasındaki sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Çünkü gazetecilik birilerinin yanında olmak değildir.
Gazeteci bugün bir belediye başkanının yanlışını eleştirir, yarın yaptığı doğru bir işi de haber yapar.
Bugün iktidarı eleştirir, yarın muhalefetin yanlışını da yazar.
Gazetecinin tarafı kişi değil, gerçektir.
GERÇEK GAZETECİLERİN EMEĞİNE YAZIK
Mersin'de yıllardır bu mesleği yapan gazeteciler var.
Gece gündüz haber peşinde koşan, olay yerine giden, belediye meclislerini takip eden, belge toplayan, araştıran ve gerektiğinde güçlü insanların karşısında durabilen gazeteciler…
Bunların emeğine yazık değil mi?
Birilerinin sosyal medyada yaptığı sorumsuz yayınlar nedeniyle bütün gazetecilerin aynı kefeye konulması büyük haksızlık.
Gazetecilik mesleğinin yıllarca oluşturduğu güven birkaç sosyal medya hesabı yüzünden yok edilmemeli.
PEKİ MESLEK ÖRGÜTLERİ NE YAPIYOR?
İşte burada Mersin'deki gazeteci meslek örgütlerine de önemli bir sorumluluk düşüyor.
Özellikle Mersin İnternet Gazetecileri Derneği açısından konu daha da önemli.
Çünkü internet ve sosyal medya gazeteciliğinin hızla büyüdüğü bir dönemde, mesleğin etik kurallarını ve itibarını korumak hepimizin sorumluluğu.
Mersin İnternet Gazetecileri Derneği'nin kendi açıklamalarında da doğru, tarafsız ve özgür haberciliğin önemine; gazeteciliğin özel amaç ve çıkarlara alet edilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
O halde şimdi sormak gerekiyor:
Sosyal medyada gazetecilik adı altında yapılan etik dışı yayınlar konusunda daha güçlü bir tavır ortaya koymanın zamanı gelmedi mi?
Hakaret eden…
İnsanları hedef gösteren…
Doğrulanmamış iddiaları haber gibi sunan…
Gazetecilik kimliğini kişisel veya siyasi çıkarları için kullanan kişiler konusunda meslek örgütleri daha fazla söz söylememeli mi?
SÖZÜN ÖZÜ
Sosyal medya gazeteciliğin düşmanı değildir.
Tam tersine, doğru kullanıldığında çok güçlü bir habercilik aracıdır.
Ama teknoloji gelişirken meslek ahlakı geriye gitmemelidir.
Gazeteci en çok bağıran değildir.
En çok araştırandır.
Gazeteci en ağır hakareti eden değildir.
En sağlam belgeyi ortaya koyandır.
Gazeteci en çok takipçiye sahip olan değildir.
Kamuoyunun güvenini kazanandır.
Ve unutmayalım.
Gazetecilik bir sosyal medya hesabı değil, meslek ahlakıdır.
Köşe Yazısı/
Ahmet Oktay/
Takip Haber Ajansı
Benzer Videolar