50 Yıllık Aktardan “Hasta Olmadan Önce Doğaya Dönün”
"Bizde genellikle hasta olduktan sonra aktara gelinir. Oysa önemli olan vücut direnci düşmeden bu çayları tüketmektir. Tek bir bitki yerine 4-5 çeşit bitkinin (ıhlamur, zencefil, tarçın, karanfil vb.) karıştırılarak demlenmesi, etkisini çok daha artıracaktır. Kimyasal yerine yerli malımız olan şifalı bitkilere yönelmek hem sağlığa hem ekonomiye faydadır."

50 Yıllık Aktardan “Hileli Karışım” Alarmı: “Gözünüzle Görmediyseniz Almayın!”
TAKİP HABER MERSİN –Türkiye genelinde etkili olan soğuk hava dalgası, vatandaşları doğal korunma yöntemlerine yöneltti. Mersin’in tarihi Silifke Caddesi’nde yarım asra yakındır baharatçılık yapan Mahmut Karadayı, artan rağbetle birlikte sektördeki suistimalleri ve bilinçsiz tüketimin risklerini Takip habere anlatı.
“Zehirli Bitkiler Kulaktan Dolma Bilgilerle Satılıyor”
Sektördeki en büyük tehlikenin zehirli bitkilerin yanlış kullanımı olduğunu vurgulayan Karadayı, işin ehli olmayan kişilerden alışveriş yapılmaması gerektiğini belirtti. Karadayı, “Benim bile 40 yıldır hala araştırdığım bitkiler var. Vatandaş bazen geliyor, zehirli bir bitkiyi içeceğini söylüyor. Kendisini uyarıyorum; bu bitki seni öldürebilir diyorum. Maalesef ‘ben satayım da gerisi ne olursa olsun’ mantığıyla hareket edenler var” dedi.
Kış aylarının gelmesiyle birlikte bitki çaylarına olan talep patlaması yaşanırken, 50 yıllık aktar Mahmut Karadayı’dan hayati uyarılar geldi. Piyasada satılan toz halindeki bitki çaylarının %90’ının hileli olduğunu belirten Karadayı, “Tarçına fındık kabuğu, naneye yonca katıyorlar” diyerek vatandaşları uyardı.
Toz Ürünlerdeki “Hile” Tehlikesi
Hazır çekilmiş ve paketlenmiş ürünlerdeki büyük tehlikeye dikkat çeken deneyimli aktar, tüketicilere şu çarpıcı detayları verdi:
-
Tarçın: İçine fındık kabuğu karıştırılıyor.
-
Karabiber: Hayıt tohumu ile çoğaltılıyor.
-
Nane: Ucuz yonca ve yabani otlarla harmanlanıyor.
-
Zencefil ve Zerdeçal: Mısır ve nohut unu ile hile yapılıyor.
Karadayı, “İyi tarçının kilosu 30 lirayken, toz halini 12 liraya satıyorlarsa orada kesinlikle bir hile vardır. Vatandaş mutlaka bitkiyi tane olarak alsın veya gözünün önünde çektirsin” ifadelerini kullandı.
“Hasta Olmadan Önce Doğaya Dönün”
Bitkisel ürünlerin birer “ilaç” değil, koruyucu birer “kalkan” olarak görülmesi gerektiğini hatırlatan Karadayı, şu tavsiyelerde bulundu:
“Bizde genellikle hasta olduktan sonra aktara gelinir. Oysa önemli olan vücut direnci düşmeden bu çayları tüketmektir. Tek bir bitki yerine 4-5 çeşit bitkinin (ıhlamur, zencefil, tarçın, karanfil vb.) karıştırılarak demlenmesi, etkisini çok daha artıracaktır. Kimyasal yerine yerli malımız olan şifalı bitkilere yönelmek hem sağlığa hem ekonomiye faydadır.”
Fiyatlardaki “İstanbul” Farkı
Piyasadaki fiyat dengesizliğine de değinen Karadayı, İstanbul gibi büyükşehirlerde 250 TL’ye kadar çıkan ıhlamur ve ekinezya fiyatlarının abartılı olduğunu, Mersin’de bu ürünlerin 150 TL bandında seyrettiğini belirterek, gerçek yeşil çayın ise uzun yapraklı değil, Çin usulü “top top” yapıda olması gerektiğini hatırlattı.




