18 Şubat 2026 Çarşamba
Alzheimer hastalığı bugün dünyada 55 milyondan fazla insanı etkiliyor.
Ancak bu sayı yalnızca istatistik. Gerçek hikâye, mutfakta anahtarını arayan bir annede, cümlesini yarım bırakan bir babada, “Bir şeyler değişiyor” hissini taşıyan her ailede saklı.
Peki hiç kendinize şunu sordunuz mu?
Alzheimer gerçekten kaçınılmaz mı?
Yoksa bu tabloyu yıllar öncesinden yavaşlatmak, hatta bazı riskleri azaltmak mümkün mü?
Nova Vita’da bu soruya tek kelimelik bir yanıt veremiyoruz. Çünkü Alzheimer; tek bir nedenden değil, genetik, yaşam tarzı, beslenme, çevresel maruziyetler ve duygusal yüklerin yıllar içinde birikmesinden doğan çok katmanlı bir süreçtir.
Bu iki kavram sıkça karıştırılır. Oysa aralarında önemli bir fark vardır.
“Alzheimer demans yapar mı?” sorusunun yanıtı nettir: Evet.
Ancak her demans Alzheimer değildir.
Alzheimer çoğu zaman görünmeden başlar. Hatta belirtiler ortaya çıkmadan 10–15 yıl önce beyinde mikroskobik değişimler gelişmeye başlar.
Bu süreçte:
Başlangıçta bu değişimler günlük hayatta fark edilmez.
“İsimleri unutmak”, “dalgınlık”, “konsantrasyon kaybı” çoğu zaman normal yaşlanma sanılır. Ancak zamanla bu küçük aksamalar birikerek işlev kaybına dönüşür.
Her unutkanlık Alzheimer değildir. Ancak bazı işaretler daha kalıcı ve ilerleyicidir:
Bu belirtiler hafif başladığı için çoğu zaman gözden kaçar. Oysa erken fark edilen Alzheimer süreci, yavaşlatılabilir.
Bilim bugün şunu söylüyor: Alzheimer’ın tek bir nedeni yoktur. Ancak üç ana başlık öne çıkar.
APOE-ε4 geni Alzheimer riskini artırır.
Ancak bu gen kader değildir. Genetik risk, yaşam tarzı ile büyük ölçüde şekillenir.
Nadir görülen ailesel Alzheimer formlarında (APP, PSEN1, PSEN2 mutasyonları) hastalık daha erken yaşta ortaya çıkabilir.
Beyin, yaşadığımız hayatın aynasıdır. Alzheimer riskini artıran faktörler:
Bunlara ek olarak:
Giderek artan sayıda çalışma, Alzheimer’ı metabolik bir beyin hastalığı olarak ele alıyor. Özellikle:
Henüz kesin bir tedavi yok. Ancak risk azaltılabilir.
Koruyucu stratejiler:
Akdeniz tipi beslenme
Düzenli fiziksel aktivite
Derin ve kaliteli uyku
Sosyal bağların korunması
Stres regülasyonu
Vitamin ve metabolik parametre takibi
Bu adımlar, hastalığı geciktirebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.
Biofeedback, sinir sisteminin kendi dengesini yeniden öğrenmesini sağlayan tamamlayıcı bir yaklaşımdır.
Biofeedback terapileri ile amaç:
Quantum biofeedback, klasik tıbbi tedavilerin yerine geçmez; ancak Alzheimer sürecinde:
Hastalık ilerledikçe:
Bu nedenle Nova Vita yaklaşımı yalnızca bireyi değil, ailenin tamamını kapsar. Duygusal destek, yapılandırılmış rutinler ve bütüncül bakım; hem hasta hem bakım veren için hayati önemdedir.
Alzheimer, bir anda ortaya çıkan bir hastalık değil; bilakis yıllar boyunca şekillenen bir süreçtir.
İyi haber şu ki erken farkındalık, doğru beslenme, stres regülasyonu ve bütüncül destekle bu sürecin yönü değiştirilebilir.
İşte bu nedenle Nova Vita’da amacımız beyni susturmak yerine onu koruyacak yaşam koşullarını birlikte inşa etmektir.