CHP lideri Özgür Özel, grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Orta Doğu’daki savaşın yayılma hızına dikkat çeken Özel, hükümetin dış politikadaki okumalarını ve Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanma sürecini sert sözlerle eleştirdi.
Özgür Özel, konuşmasının başında bölgedeki jeopolitik krizin tahmin edilemez bir noktaya ulaştığını belirterek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yüklendi:
“Trump ve Netanyahu ne yapacağını biliyor ama bunlar içinde bulundukları oyunun nereye evrileceğini bilmiyor. Sayın Hakan Fidan daha iki hafta önce ‘savaş tehdidi yok’ diyordu. Bütün dünya tarihin en büyük askeri yığınağına şahit olurken, Amerika’nın ne yapacağını herkes biliyorken, bizim Dışişleri Bakanımız bu gerçeği göremiyor.”
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “iç cephe” vurgusuna da değinen Özel, muhalefet belediyelerine yönelik yargı operasyonlarını işaret ederek şu soruları yöneltti:
“Sayın Bahçeli ‘İç cephemiz sarsılırsa etrafımız zararlı haşeratlarla dolar’ diyor. İç cepheyi sarsan biz miyiz? Seçim sonuçlarını hazmedemeyip, 16 belediye başkanımızın kapısına her sabah algı operasyonu için polisle dayananlar mı? Bu mu milli birlik?”
Özel, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanma sürecindeki kritik bir detayı da gündeme taşıdı. Özcan’ın tutuklanmasını talep eden savcının, daha önce Kartalkaya’daki otel yangını davası nedeniyle Özcan tarafından HSK’ya şikayet edilen isim olduğunu hatırlatarak; “Bu bir hukuk kararı değil, bir intikam operasyonudur” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un milli birlik mesajıyla düzenlediği iftar davetine katılmayacağını ilan eden Özel, kararını şu sözlerle duyurdu:
“Vallahi de billahi de katılacaktık. Madem milli bir duruş lazımdır dedik, ama yine balta çektiler! Seçilmiş belediye başkanımızı cezaevine atanlarla aynı sofraya oturmam. Bu akşam iftara Sincan Cezaevi’ne, Tanju’nun yanına gideceğim!”
Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
“Yoğun bir haftayı hep beraber geride bıraktık, daha yoğununa da hep birlikte başlıyoruz. Çarşamba günü İstanbul’da üçüncü bölge mitingimizi gerçekleştirdik. Ardından da Burdur’da il mitingimizi, eylemimizi gerçekleştirdik. Bir sivil darbeye karşı duyduğumuz; işçinin, emeklinin, çiftçinin, kadınların, gençlerin derdini konuştuğumuz 93 eylemi geride bıraktık.
Dün ise Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizin tanıtım toplantısında liyakatli, güçlü kadrolarımızı tanıtırken parti programımızın hükümet programı çalışmasına evrildiği ilk çıktıları; milletvekillerimizin, parti meclis üyelerimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün… Yetmez, dünya siyasi tarihinin en kalabalık seçim kampanyasına, en güçlü seçim kampanyasına hazırlanıyoruz.
19 Mart darbesine karşı 23 Mart’ta dayanışma sandıklarına koşan 15,5 milyon gönüllünün ve devamında Ekrem Başkan’a ve yol arkadaşlarımıza sahip çıkan herkesin, darbenin karşısında duran bütün demokratlarla birlikte önemli bir yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bunun için dünkü tanıtım toplantımıza kulak kabartan, ardından il başkanlıklarımıza, ilçe başkanlıklarımıza bu vaatlerden, bu seçim yürüyüşünden duyduğu memnuniyeti ifade eden ve bizimle birlikte bir devri kapatıp bir devir açmak isteyen; yüz yıl sonra yine Cumhuriyet için, demokrasi için ve yokluktan, yoksulluktan kurtulmak, hep birlikte kalkınmak ve eşitçe paylaşmak için ümidi bizde olanlara selam olsun, selam olsun!
O yüzden, o yüzden durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Biz bu eylemlere başlarken bunlara mevsimlik ya da konjonktürel ömür biçenler olmuştu. Demişlerdi ki bu ilk iki, üç eylem, miting olur, sonra milletin heyecanı söner. Yaz gelir, öğrenciler gider, İstanbul boşalır; sıcak olur, millet eyleme katılmaz, memleketine gider. Biz de demiştik ki; bunlar siyasette miting yaparken, toplantılar düzenlerken gözetilecek işler ama durum o değil, duygu o değil.
Bu millet seçtiğini bırakmaz, seçme hakkını bırakmaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet Cumhuriyet’in en büyük kazanımı sandığı bırakmaz. Sandığa el uzatan oldu mu, o elin karşısında dimdik millet durur. Devletini sever ama devleti milletin karşısına dikerseniz, o zaman millet sandığı savunur, millet kazanır dedik. O günden bugüne de 46 derece sıcakta 15-16 kişinin bayıldığı eylem de oldu, eksi 4 derece sıcakta donduğumuz ama meydandan ayrılmadığımız, birlikte dolunun altında kaldığımız, karın tipinin altında kaldığımız ancak asla bir adım geri atmadığımız eylemlerimiz oldu.
Çünkü o eyleme katılanlar biliyorlar ki bu mücadele otokrasiyi savunanlarla demokrasiyi savunanlar arasındadır. Çünkü bu mücadele zalimle mazlum arasındadır. Çünkü bu mücadele ezenle ezilen arasındadır. Bu mücadele emeği sömüren, sömürttürenlerle emeği sömürülen işçi sınıfının arasındadır. Bu mücadele yıllarca elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, ‘Artık sen rahat et, sana biz bakacağız’ diye emeklilere seslenip de sonra bu toplum sözleşmesini bozanların; dünyanın en vicdansız emekli maaşını, yoksulluğun, açlığın, sefaletin maaşını veren vicdansızlara karşı emeklilerin haysiyet mücadelesidir, onlarla emekliler arasındadır.
Bu mücadele kendi iktidardan gidecek kaygısı dışında bu topraklardaki hiçbir kaygıyı görmezden gelenlerle geleceğinden kaygı duyan gençler arasındadır; gençlerin onur, varoluş ve haysiyet mücadelesidir. O yüzden güç bir haftayı geride bıraktık, daha zoruna, mücadelenin daha koru koruna verileceği yeni bir haftaya da burada hep birlikte giriyoruz.
Değerli arkadaşlar, dünya kritik bir eşikten geçiyor ve iktidarın dünyadaki, bakmayın yandaş basınlarına, televizyonlarına, birbirlerine dizdikleri övgülere; diplomasi yapılmadığında dikleşiyorlar, diplomasi yapılmadığında dik duruyorlar, diplomasi yapmaya başladıklarında ‘efendim doğrusunu yapıyorlar’, 180 derece geri döndüklerinde ‘hep arkasındayız, ne kadar güzel’ ama maalesef yeni bir krizle ve bu krizi doğru okumayan bir dış politika yönetimiyle karşı karşıyayız.
Ve Türkiye’nin çaresizliğini, maalesef iktidarın teslimiyetini; Gazze’yi yerle bir etmiş olanlara, orada soykırım yapmış olanlara, bir yandan ‘eli kanlı katil’ derken onlarla Gazze için aynı masaya oturanları… Adı barış olan ama ‘Gazze Şeridi güzelmiş, burada Filistinlilere yer yok, onları yandaki ülkelere süpüreceğim, buraya oteller, kumarhaneler dikeceğim, çok da doğalgaz varmış onu istiyorum’ diyen Trump’ın adını barış masası koyduğu ama Gazze’yi, Filistin’i işgal masasına Netanyahu ile birlikte oturanların ve Trump’a teslimiyet, Netanyahu ile gönülsüz de kayıkçı kavgası ama dün Trump’a sorunca ‘Erdoğan iyi iş çıkardı, ona güveniyorum. Netanyahu ile arasında bir sorun yok, bir sorun yaşamayacaklar. Onlar da birbirlerine saygı duyuyorlar’ ifadeleri ortadayken Türkiye’nin bölgede Amerikan planının bir parçası olması noktası…
‘Netanyahu ile birlikte çalışacaklar’ dedikleri Barack, Türkiye Büyükelçisi bu. Daha geçtiğimiz aylarda ‘Trump akıllı, benim aklıma hiç gelmemişti, Erdoğan’da olmayanı ona veriyor, karşılığında istediğini alacak’ diyen Barack bu. Ne veriyormuş? Türkiye’de meşruiyeti yokmuş Erdoğan’ın. Kendisine Trump meşruiyet verecekmiş, karşılığında istediğini alacakmış. İşte tam o günleri yaşıyoruz. O günlerde Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip de öyle daha görüşmeden önce yasak savmalık Filistin’in F’sini anınca Amerikan Dışişleri Bakanı’nın ‘Trump’la 5 dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar… İşte Türkiye’ dediğini unutmadı.
Bugün 1 Mart tezkeresine hayır diyenler dökülen kanın eline bulaşmamasının gururunu yaşattı bize. Trump’a teslimiyet var. Trump ve Netanyahu ne yapacağını biliyor ama bunlar ne yapacağını, içinde bulundukları oyunun nereye evrileceğini bilmiyor. Hakan Fidan iki hafta önce ‘savaş tehdidi yok’ diyordu. Bütün dünya tarihin en büyük yığınağını yaptığında Amerika’nın ne yapacağını biliyor ama bizim Hakan Fidan görmüyor. Dünyaya değil, Hakan Fidan’a sürpriz. AKP iktidarı Trump yönetimine çıt çıkarmıyor. Biz, ABD ve İsrail’in planları karşısında bölgede yaşayan tüm insanların hakkını savunduk, savunmaya da devam ediyoruz. İran’a tüm kayıpları için başsağlığı diliyoruz. İran’daki rejimin politikalarını tasvip etmemekle birlikte İran’ın kaderini İran’da yaşayanların belirleyeceğini savunuyoruz.
Arkadaşlar, bu sırada birazdan değineceğim; Sayın Bahçeli bugün önemli bir konuşma yaptı. Geçen hafta Meclis Başkanı ziyaret etti, onunla önemli değerlendirmeler yaptık. Ve bugüne doğru geliyorduk. Bugüne gelirken önemli iki gelişme eş zamanlı, aynı anda iki saat arayla oldu. Bir tarafta İsrail ve Amerika İran’ı vurdu ve bir anda, bir anda Türkiye’nin bir olmasının, beraber olmasının, iç cephenin kuvvetli olmasının, iktidarıyla muhalefetiyle birlikte Türkiye’nin dimdik ayakta durması gerektiğinin hatırlanması gereken anlar yaşıyoruz. Ve bu olaylar olurken bu mecliste üç dönem birlikte milletvekilliği yaptığımız, iki dönemdir Bolu’da oyların iki oydan birinden fazlasını alan, memnuniyet anketlerinde %70-80 çıkan ve Bolu için çalışan Tanju Özcan’a operasyon yapıyorlar.
GÜNDEM
1 gün önceGÜNDEM
9 gün önceGÜNDEM
11 gün önceGÜNDEM
04 Mart 2026SPOR
04 Mart 2026GÜNDEM
04 Mart 2026SPOR
04 Mart 2026
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
7678 kez okundu
2
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
4623 kez okundu
3
Joe Biden 6 aylık hedeflerini açıkladı. Senato buz gibi…
2701 kez okundu
4
Tık Dayatması Dijital Basını Bitiriyor
2631 kez okundu
5
Putin’den Ermenistan’ı yıkan açıklama: Karabağ Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçasıdır!
1799 kez okundu