PARTİ İÇİ DEMOKRASİ SÖZDE Mİ KALDI?

PARTİ İÇİ DEMOKRASİ SÖZDE Mİ KALDI?

ABONE OL
28 Ekim 2026 22:39
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ SÖZDE Mİ KALDI?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Başkanlığı üyeye, partinin geleceğini birkaç kişinin tercihine mi bırakıyorsunuz?

Mezitli Dayanışma Platformu’nun Yeni Parti’deki seçim sürecine ilişkin tepkisi, siyasetin en temel sorunlarından birini yeniden gündeme getiriyor: Demokrasi yalnızca sandık kurulduğunda mı hatırlanıyor, yoksa karar mekanizmalarında da yaşatılıyor mu?

Siyasette en kolay söylenen sözlerden biri demokrasidir. Herkes demokrasiden bahseder, herkese eşit söz hakkı verileceğini söyler, üyelerin iradesini savunur. Ancak asıl mesele, bu güzel sözlerin uygulamada karşılık bulup bulmadığıdır.

Yeni Parti’de yaşanan il ve ilçe başkanlığı seçimlerinin ardından ortaya çıkan tartışma da tam olarak budur.

İl başkanının bütün üyelerin katılımıyla seçilecek olması elbette olumlu bir adımdır. Peki, üyelerin oylarıyla seçilen bir il başkanı, sonrasında yönetim kurulunu, kurultay delegelerini ve disiplin kurulunu kendi tercihleri doğrultusunda belirleyecekse burada demokratik katılımın sınırı nerededir?

Başkanı seçmek demokrasi de, o başkanın oluşturacağı kadrolara itiraz etmek mi demokrasi dışı?

Demokrasi, yalnızca sandığa gidip bir ismi seçmekten ibaret değildir. Demokrasi; farklı seslere tahammül etmek, farklı düşüncelere alan açmak, örgütün bütün bileşenlerini dikkate almak ve karar süreçlerini ortak akılla yürütmektir.

Aksi hâlde üyelerin önüne sandık koymak, demokratik bir görüntü vermekten öteye geçmez.

SİYASET KİŞİSEL TERCİHLERLE YÜRÜTÜLEMEZ!

Mezitli Dayanışma Platformu’nun açıklamasında İl Başkanı Cengiz Gökçel’in yönetim kurulu ve kurultay delegelerinin belirlenmesine ilişkin tutumuna yönelik eleştiriler dile getiriliyor. Kadın ve gençlik kotalarının gözetilmediği, sivil toplum kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin ve platformların yeterince temsil edilmediği ileri sürülüyor.

Bu iddialar karşısında sorulması gereken sorular açıktır:

Bir siyasi partinin yönetimi oluşturulurken hangi ölçütler esas alınıyor? Liyakat mı, temsil kabiliyeti mi, ortak mücadele anlayışı mı; yoksa yalnızca başkanın tercihleri mi?

Siyaset, birkaç ismin bir araya gelerek kadro oluşturmasından ibaret değildir. Siyaset; emek verenlerin, örgütü büyütenlerin, sahada çalışanların, kadınların, gençlerin ve farklı toplumsal kesimlerin kendilerini ifade edebildiği bir mücadele alanıdır.

Eğer bu kesimler karar mekanizmalarının dışında bırakılıyorsa, o zaman temsil iddiasının yeniden sorgulanması gerekir.

KADINLAR VE GENÇLER SADECE KONUŞMALARDA MI HATIRLANACAK?

Siyasi partiler seçim dönemlerinde kadınların ve gençlerin öneminden söz eder. Kürsülerde gençlerin önünün açılacağı, kadınların siyasette daha güçlü temsil edileceği anlatılır.

Peki, sıra yönetim listelerine geldiğinde bu sözler neden tartışma konusu oluyor?

Kadınların ve gençlerin siyasette temsili, süs olsun diye kullanılan bir söylem değildir. Demokratik siyasetin gereğidir. Aynı şekilde sivil toplum kuruluşlarının ve demokratik kitle örgütlerinin katkısı da yalnızca toplantılarda fotoğraf vermekle sınırlı tutulamaz.

Temsil, gerçek bir söz hakkı gerektirir. Katılım, karar süreçlerine dâhil edilmeyi gerektirir.

İnsanlara yalnızca oy kullanma hakkı verip sonrasında karar süreçlerinin dışında bırakmak, katılımcı siyaset anlayışıyla bağdaşmaz.

KURULTAY DELEGELERİ BİR KİŞİNİN DEĞİL, ÖRGÜTÜN İRADESİNİ TAŞIMALI

Kurultay delegeliği, yalnızca bir listeye yazılmaktan ibaret bir görev değildir. Delegeler, partinin geleceğine ilişkin kararlarda örgütün iradesini temsil eder.

Bu nedenle delege belirleme sürecinin şeffaf, adil ve tartışmaya açık olması gerekir. Yönetim kurullarının oluşturulmasında da aynı ilke geçerlidir.

Burada mesele kişisel hesaplaşma değildir. Mesele, bir kişinin veya bir grubun tercihinin örgütün ortak iradesinin önüne geçip geçmediğidir.

Mezitli Dayanışma Platformu’nun eleştirileri de bu açıdan değerlendirilmelidir. İleri sürülen iddialara verilecek en doğru yanıt, tartışmayı bastırmak değil; süreci açıklıkla ortaya koymak ve eleştirileri demokratik zeminde yanıtlamaktır.

DEMOKRASİ ELEŞTİRİYE TAHAMMÜL ETMEKLE BAŞLAR

Bir siyasi parti, kendisine yöneltilen eleştirilerden korkmamalıdır. Eleştiri, örgütü zayıflatmak zorunda değildir; aksine yanlışların görülmesini ve eksiklerin giderilmesini sağlayabilir.

Ancak eleştiriler dikkate alınmıyor, temsil talepleri karşılıksız bırakılıyor ve karar mekanizmaları dar bir çevrenin tercihleriyle şekilleniyorsa, o zaman demokrasi tartışması kaçınılmaz hâle gelir.

Unutulmamalıdır ki bir siyasi partinin geleceği, yalnızca il başkanının değil, o partide emek veren herkesin ortak sorumluluğudur.

Yeni Parti’de yaşanan bu tartışmanın çözümü kişileri hedef göstermek değil; şeffaflık, adalet, liyakat ve katılımcılık ilkelerini hayata geçirmektir. İddialar varsa yanıtlanmalı, eksiklikler varsa giderilmeli, temsil konusunda sorun yaşanıyorsa bunun hesabı demokratik yöntemlerle verilmelidir.

Çünkü demokrasi, yalnızca işimize geldiğinde savunacağımız bir kavram değildir.

Son sözümüz nettir: Sandıkta üyelerin iradesine başvurup, sandıktan sonra bütün kararları birkaç kişinin tercihine bırakmak demokratik siyaset anlayışıyla bağdaşmaz. Siyaset kişisel tasarruf alanı değil, ortak iradenin sorumluluğudur.

Mezitli Dayanışma Platformu’nun itirazı da bu yönüyle dikkate alınmalı; Yeni Parti’de parti içi demokrasinin yalnızca sözde kalmaması için somut adımlar atılmalıdır.

Takip Haber Ajansı | Köşe Yazısı Ahmet Oktay

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP