Mersin dün sabah güne siyaseti sarsan bir operasyon haberiyle uyandı.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Operasyonda toplam 59 kişi hakkında gözaltı işlemi gerçekleştirildi.
Elbette bir soruşturma varsa hukuk işletilecektir.
Kimse makamı nedeniyle soruşturmanın dışında tutulamaz.
Ancak bugün Mersin’in sorması gereken başka bir soru da vardır:
Bu süreç sadece hukuki bir soruşturma mıdır, yoksa siyasi bir boyutu da var mıdır?
Bu soruyu sormak, hukuka karşı çıkmak değildir.
Tam tersine, demokrasilerde kamuoyunun en doğal hakkıdır.
Vahap Seçer, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanıdır.
Abdullah Özyiğit ise Yenişehir Belediye Başkanıdır.
Her ikisi de sandıktan çıkan oylarla görev yapmaktadır.
Dolayısıyla bu isimlerin gözaltına alınması yalnızca iki kişinin adli durumundan ibaret değildir. Aynı zamanda kendilerine oy veren insanların iradesi açısından da tartışılması gereken bir durumdur.
Ben yıllardır Mersin’de gazetecilik yapıyorum.
Çok operasyon gördüm.
Çok soruşturma takip ettim.
Çok siyasi tartışmanın içerisinde haber yaptım.
Ama gazetecilik açısından benim için değişmeyen bir ölçü var:
Suç varsa ortaya çıkarılmalıdır.
Fakat suç kesinleşmeden kimse suçlu ilan edilmemelidir.
Aynı şekilde siyasi kimliği nedeniyle hiç kimse peşinen suçlu veya suçsuz kabul edilmemelidir.
Bugün Vahap Seçer ve Abdullah Özyiğit açısından yapılması gereken de budur.
Deliller ortaya konulmalı, soruşturma şeffaf yürütülmeli ve hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca Vahap Seçer meselesi değildir.
Mesele yalnızca Abdullah Özyiğit meselesi de değildir.
Mesele, seçimle gelen belediye başkanlarının hukuk karşısındaki güvencesi ve demokratik iradenin nasıl korunacağı meselesidir.
Eğer ortada suç varsa, hukuk gereğini yapmalıdır.
Ama eğer kamuoyunda “Bu operasyonun siyasi bir tarafı var mı?” sorusu oluşuyorsa, bu soru da görmezden gelinmemelidir.
Çünkü demokraside güven, sadece mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da oluşur.
Ben Vahap Seçer’i de Abdullah Özyiğit’i de mahkeme yerine koyup aklamıyorum.
Ama gazeteci olarak onları daha gözaltındayken mahkûm etmeyi de doğru bulmuyorum.
Hukuk kararını versin.
Biz gazeteciler de sorularımızı soralım.
Çünkü bugün sustuğumuz bir haksızlık, yarın başka bir siyasi görüşün, başka bir belediye başkanının, başka bir vatandaşın kapısını çalabilir.
Mersin’in ihtiyacı siyasi intikam duygusu değil, hukukun üstünlüğüdür.
Vahap Seçer için de Abdullah Özyiğit için de ölçü aynı olmalıdır:
Delil varsa delil, suç varsa suç, hukuk varsa hukuk.
Ne eksik…
Ne fazla.
Ve son söz:
Seçilmiş olmak kimseye dokunulmazlık vermez. Ama seçilmiş olmak, hukukun ve adaletin güvencesini de ortadan kaldırmaz.
Gazeteci Ahmet Oktay
GÜNDEM
02 Ekim 2026GÜNCEL
02 Ekim 2026GÜNDEM
02 Ekim 2026GÜNDEM
02 Ekim 2026GÜNDEM
02 Ekim 2026GÜNDEM
02 Ekim 2026SPOR
02 Ekim 2026
1
Mersin’de Sinek İstilası Tepki Çekiyor! Vatandaşlar Çözüm Bekliyor
8554 kez okundu
2
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
8026 kez okundu
3
HALKIN İÇİNDEN BİR VEKİL: AK PARTİ MERSİN MİLLETVEKİLİ HAVVA SİBEL SÖYLEMEZ DAĞ BAYIR DEMEDEN VATANDAŞIN YANINDA
5008 kez okundu
4
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
4952 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.